• Çarşamba Radyo Televizyon A.Ş.

  • Her Gün Yeni Yerel Haber

Facebook Twitter rss
Nazif KILIÇ

MİLLİ EĞİTİM ŞURASI VE OSMANLI DERSLERİ

               MİLLİ EĞİTİM ŞURASI VE OSMANLI DERSLERİ
   Aralık 2014'te Antalya da yapılan Milli Eğitim Şurasında okullarımıza Osmanlıca dersleri konulmasına karar verildi. Sayın Cumhurbaşkanımız R.T. Erdoğan "mezar taşlarında bir medeniyetin yattığını" ifade ederek sanki bugüne kadar medeni olamamışsak mezar taşlarını okuyamadığımız için olduğuna vurgu yapmıştır.
   Yeni nesil mutlaka geçmişini, tarihini ve özellikle ecdadını tanımalı. Çünkü geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez. Mutlaka mezar taşlarını okuyarak bugün halkın arasında yaşayan ve halkın ve yeni neslin anlayabileceği bir dile tercümeleri yapımalıdır. Çağdaş medeniyetin yakalanması ve üstüne çıkılması bir takım bilgilerin rafine edilmesinden geçmektedir. İki çarpı ikinin dört ettiğini bulabilmek için yeni bir ispata luzum da yoktur, zamanda yoktur. Çağdaş medeniyete ulaşma hususunda en çok isref ettiğimiz zamanımızı çok mantıklı kullanmak zorundayız.
   Harf inkilabı yapıldıktan sonra insanlarımızın yeni alfabeye ve dile uyum sağayamadığı için okur yazar olamadığı ve cahil kaldığı iddaları doğruyu yansıtmıyor. Prof. Dr. Mustafa ARYANŞAH'ın yaptığı bir konuşmada "201 yıllık süre içinde Osmanlı da basılan kitap sayısı 25bin. Buna karşılık 2012 yılında latin alfabesiyle Türkçe basılan kitap sayısı 40 bin başlık altında 500 milyon adettir. Bunun 300 milyonu roman, öykü, deneme, şiir, 200 milyonu ders kitabıdır."
   Geçmişte ki yazılı kültürle bağlarımızın kesildiğini iddia edenler; Hüseyin ÇELİK zamanında kurulan Sosyal Bilimler Liselerinde Osmanlıca dersi olduğunu bilmeleri gerekir Ayrıca edebiyat ve tarih meraklılarıda bu dili öğrenebilir. Osmanl arşivinden günümüz insanlarının istifade edebilmeleri için gerekli sayıda elemanda yetiştirilmesinde ve bu bilgileri anlaşılır bir dille ve günümüz Türkçesiyle tercüme etmelerinde, rafine olarak yeni nesillere sunmalarında fayda vardır.
   Bir hususa doğru teşhis etmemizde fayda vardır. Osmanlıca ağırlık olarak Arapça ve Farsça kelimeler başta olmak üzere karışık bir dildir. İmparatorluk zamanında da halkın arasında yaşayan bir dil değildi. Halktan kopuk, tabiri caizse Osmanlı bürokrasisinin sarayda kullandığı bir dildir. Bu dile eser vermiş olan büyük şairlerimizden Fuzuli ve Baki gibi müellifleri Osmanlı döneminde ki halkta (o zaman halk yok tebaa vardı) Cumhuriyet Türkiyesi döneminde ki halkta anlamamıştır. Ama hiçbir zorlama olmadığı halde aynı dönemde yaşayan Yunus Emre, Mevlana, Hacı Vektaş-ı Veli, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Köroğlu gibi kişilerin kullandığı lisan hiçbir izaha ihtiyaç duymadan bugün kü nesiller tarafından anlaşılmaktadır.
   Eğer gerçekten Osmanlı diline, arşivine ve herşeyiyle sahip çıkmak için AKP bu işi yapıyorsa yapanlara saygı duymak lazım. Çünkü Osmanlı, Selçuklu ve daha öncesi Türkiye Cumhuriyetinin ecdadıdır. Ecdadımıza sahip çıkan herkese saygımız ve sevgimiz vardır.
   Eğer gerçekten harf ve dil inkilabı yapıldığı zaman kültürel ve başka yönlerden bu hareket milletimize zarar vermişse bugünkü geri dönüşünde vereceği zararlar tespit edilmeli ve icraatlar ona göre yapılmalıdır. Bu noktada ben AKP iktidarını samimi göremiyorum. Osmanlıca meselesini gündeme getirerek Cumhuriyetin bütün değerlerini yok etme algısı ile hareket ettiklerini, cumhuriyetin bütün kazanımlarını yok etme operasyonı oduğuna inanıyorum.
   Osmanlı arşivine AKP kadar Cumhuriyet tarihinde hiçkimse zarar vermemiştir. İlber ORTAYLI'nın karşı çıkmasına rağmen Osmanlı arşivini Cağaloğlundan alınmış, kağıthanede dere yatağına yapılan yeni bir binaya taşımış, binanın su alması veduvararının rutubeti sebebiyle el yazması olan miyonlarca evrakın mürekkebi bozulmuş ve okunmaz hale gelmiştir. Bence ecdat yadigarına sahip çıkmak isteyen nesiller bu ihanetin hesabını AKP'ye sormalıdır.Akp'nin meselesi üzüm yemek deği, bağcıyı dövmektir.
   Aralık ayında böyle bir gündem yaratılmasının esbabı muribesi 17-25 Aralık yolsuzluk ve hırsızlık olaylarının seneyi devriyesinde ayıpların üzerini örtmeye matuftur.
Bir takım siyasilerin söylediği kadarıyla "Kabeden örtü getirseniz, 17-25 Aralığın üzerini örtmeye muktedir olamazsınız."
                                                                   Nazif KILIÇ

Tüm yazılar